Bir konuda sınırsız bir özgürlüğünüz olsaydı? Daha yaratıcı olabilir miydiniz?
Size tuhaf gelecek ama yaratıcılığın önündeki en büyük engel, sınırsız özgürlük.
“İstediğini yap, bütçe sınırsız, süre sınırsız” dendiğinde beynimiz ne yapar biliyor musunuz? Donar! Mavi ekran ya da bembeyaz boş bir sayfa! Çünkü zihin, tutunacak bir şey arar. Sınır yoksa, tutunacak yer de yoktur.

Benim ajans işlerinde karşılaştığım en sık problem. Yaratıcı olan sizsiniz, mutlaka iyi fikirler bulursunuz… Tamam da çerçeve?!
Bilim de böyle söylüyor. Ronald Finke’nin bir deneyi var. İnsanlara birkaç basit geometrik parça veriyor: küre, silindir, halka, çengel… “Bunlardan bir icat çıkarın” diyor. Bazı gruplara serbestlik tanıyor, bazılarına hem parçaları hem de hangi kategoride icat yapacaklarını kendisi dayatıyor. Yani seçenekleri iyice kısıyor. Sonuç? En özgün icatlar, en çok kısıtlanan gruptan çıkıyor.
Bir de şu var: Dr. Seuss’un yayıncısı Bennett Cerf, ona 50 farklı kelimeyle bir çocuk kitabı yazamayacağına dair iddiaya giriyor. Ortaya Green Eggs and Ham çıkıyor. Yanlış hatırlamıyorsam çocuk kitabı tarihinin en çok satanlarından biri. Hikâye o kadar meşhur olmuş ki bir araştırmacı, kısıtın özgünlüğü artırma etkisine literatürde “Green Eggs and Ham hipotezi” adını vermiş.
Velhasıl araştırmalar, makul kısıtlar altında çalışan insanların daha özgün fikirler ürettiğini gösteriyor. Buna “creativity from constraints” (kısıtlardan doğan yaratıcılık gibi çevirebiliriz sanırım) deniyor. Beyin, kolay yol kapandığında yan yolları keşfetmek zorunda kalıyor. Ve asıl yaratıcılık o yan yollarda ortaya çıkıyor.
Düşün: Haiku neden üç satırdır? Twitter neden 280 karakterle başladı? Lego neden sadece birkaç temel parçayla dünyanın en yaratıcı oyuncağı oldu?Tarihten daha tuhaf bir örnek: Bauhaus’ta kadın öğrenciler, dönemin koşullarında “küçük sanat” sayılan dokuma atölyesine yönlendirilmişti. Adaletsiz bir kısıttı, ama o atölye, okulun hem en deneysel hem de en çok para kazandıran yeri oldu.
Kısıt, hayal gücünü kamçılar.

Peki ama biz nasıl yaparız?
Bir dahaki sefere bir fikre ihtiyacınız olduğunda,
kendinize özgürlük değil, kısıt verin.
İşte üç basit deneme:
Zaman kısıtı. “Bu hafta bir fikir bulmalıyım” demeyin. “10 dakikada 10 fikir” deyin. Kalitesiz olsunlar, önemli değil. 10 dakikanın sonunda elinizde en az bir tane işe yarar tohum olacak.
Malzeme kısıtı. Bir sorunu çözmeniz mi gerekiyor? “Sadece elimdekilerle çözseydim ne yapardım?” diye sorun. Bütçe sıfır, ekip yok, yarın teslim. Bu senaryo kâbus gibi görünür ama zihni en çok açan sorulardan biridir.
Kural kısıtı. Kendinize saçma bir kural koyun: “Bu sunumda hiç madde işareti kullanmayacağım.” “Bu üründe mavi renk yasak.” Saçma kural, alışkanlığın otomatik pilotunu kapatır. Ve otomatik pilot kapanınca, direksiyona yaratıcılık geçer.
Mesela şimdi aklıma biz UFO ısıtıcıları için çalışırken bir sene sigara yasağı ile ilgili yaşadığımız kısıt geldi. Yeni ürünün özelliği ile birleşen güzel bir kampanya çıkartmıştık ve yanlış hatırlamıyorsam o sene en çok satış olan sene olmuştu..
Uzun lafın kısası: Bir mühendis, bir öğrenci, bir ebeveyn, bir girişimci… Hepimizin hayatında kısıtlar var zaten. Mesele onları engel olarak değil, tramplen olarak kullanabilmek.
Bu hafta bir deneyin: Sıkıştığınız bir konuya bir kısıt ekleyin. Bir de öyle düşünün.
Ve hatta ister destek için isterseniz de sonucunu paylaşmak için bana yazın, birlikte düşünelim!
Ben Sertunç.
“Hadi yaratıcı düşünelim.”